• Save

FORD VS. FERRARİ

Ford vs. Ferrari James Mangold‘ın yönettiği 2019 ABD yapımı bir film. Filmin başrollerinde rol alan oyuncular Matt Damon ve Christian Bale. Film, Ford GT40 modelinin yapılış hikayesini anlatır.

Ford vs. Ferrari’nin gerçek hikayesinden uyarlanmış bu filme neden Asfaltın Kralları demişler bilmem.

Amerikalı bir otomotiv tasarımcısı ve mühendisi olan Shelby 10 yaşında babasının söylediklerini kürsüde aktarıyor. Filmin ilk can alıcı yeri burasıydı. Hayatta ne istediğini bilmen gerek. Ne istediğini bulmak. O zaman hiç çalışmış sayılmazsın. O zaman hobilerinle yaşamışsın demektir.

24 saat süren dayanıklılığa dayalı bir araba yarışı. Yarışı anlatır oğluna. Gösterir çocuğun kendi çizdiği haritadan. 1 tur 2.5 dk sürer. 24 saatten 2.5 dk geçer her turda. Ken Miles oğluyla konuşuyor. ‘Her turu mükemmel bitiremezsin. Ancak mükemmel bitirmeyi denersin.’

Patronun yarış anında akşam yemeğini lüks bir lokantaya özel helikopteriyle gitmesi, gerçekten sahada olanların ise sandviçle hayatlarına devam etmeleri. Esas işi yapanlarla kaymağını yiyenler arasındaki uçuruma dikkat çeker.

İtalyanca bazı yerlerin İngilizceye çevrilmemesi beden diliyle anlatılması filmi gerçekten yaşatır bize.

Görüntüde birileri alkışlanıyor, önde görünüyor ancak gerçek kahramanlar geri planda görünseler de esas tarih yazan hakkında kitap yazılan, film yapılan o isimsiz kahramanlar oluyor.

  • Save

Bir hikaye filmi izlerken aklıma geldi. Film ilerledikçe tekrar aklıma geldi. Sizinle paylaşayım dedim. Hikaye şöyle;

MİSKET


            Yaşlı adam, bir konfeksiyon mağazasına ait vitrine uzun uzun baktıktan sonra, ilerideki yeşillikte oynayan çocukların en zayıfına dönerek:
 
            -Küçüüük! diye seslendi. Bana biraz yardımcı olur musun?
 
            Çocuk, hafta sonlarında yaptıkları misket oyununu ilk defa kazanmış olmasına rağmen arkadaşlarını bırakıp geldi. 7-8 yaşlarındaydı ve üzerindeki elbiseler, “tek kelimeyle” dökülüyordu.
            Yaşlı adam, çocuğun saçlarını okşadıktan sonra:
            Vitrindeki elbiseyi giymeni istemiştim, dedi. Bakalım üzerine
uyacak mi?
            Çocuk, bu teklifi ilk önce şaka sandı. Ama adam son derece ciddiydi. Onunla birlikte mağazaya girerken, ilk önce rüyâda olup olmadığını, daha sonrada şimdiye kadar yeni bir elbise giyip giymediğini düşündü. Genellikle ailedeki büyük çocuğa alınan veya komşular tarafından verilen giyecekler, elbiselerin ona dar gelmesiyle birlikte ortanca kardeşe kalır, birkaç sene sonra da dizleri aşınmış veya delinmiş vaziyette kendisine yamanırdı.
            Ama “her zaman hasta” dedikleri babasının ne kadar zor para kazandığını bildiğinden, bu işe bir kere bile itiraz etmemişti. simdi ise, ilk defa yeni bir elbisesi olacaktı. Üstelik de bayrama üç gün kala.
 
            Çocuk, yaşlı adamın gösterdiği elbiseleri giydiğinde, büyümüş

olduğunu ilk defa farketti. Çizgili kadifeden yapılmış pantolon, bacaklarının ne kadar uzun olduğunu ortaya koyarken, yeni ceketi de omuzlarını iyice geniş göstermişti. Fakat hepsinin üzerine giydiği kaban bir başkaydı ve artık üşümeyecekti. Çocuk, biraz önce kazandığı misketleri onun cebine bıraktığında, iyice keyiflendi. İrili ufaklı misketler, gayet derin olan ceplerin bir köşesinde kalmıştı. Demek ki her bir cep, en az elli misket alabilirdi.
            Yaşlı adam, çocuğu sağa sola döndürdükten sonra, elbiselerin
paketlenmesini istedi. Ve iş tamamlandığında, tezgâhtara dönerek:
 
            -Elbiseleri torunuma alıyorum, dedi. Kendisine sürpriz yapacağım
için, onları bu çocuğun üzerinde denedim. İkisinin de boyu falan aynı
da…
            Çocuk, bir anda beyninden vurulmuşa döndü ve ne diyeceğini bilemedi.
            Ama artık büyüdüğüne göre, bir şey belli etmemeliydi. Aynaya son bir defa baktıktan sonra, üzerindekileri yavaşça çıkartarak bir kenara fırlattığı eskileri giydi.
            Adam, elbiselerin torununa uyacağından emindi. Yaptığı hizmet için çocuğa bir ciklet parası vermek istediğinde, onu yanında göremedi. Haylaz velet, belli ki bu isten sıkılmıştı.
            Çocuk, arkadaşlarının yanına döndüğünde, bir kenara çekilerek onları seyretmeye koyuldu. Ve bütün ısrarlara rağmen oyuna katılmadı.
            Arkadaşları :
            -Niçin oynamıyorsun? diye sordular. En güzel misketleri sen
kazanmıştın.
            -Çocuk, inci gibi yaslar süzülen gözlerini arkadaşlarından
kaçırmaya çalışırken:
            -Misketlerim, bu elbiselere yakışmayacak kadar güzeldi, dedi. Bu
yüzden onları, bayramlık kabanımın cebine sakladım.
           

  • Save

SONUÇ

Aslında her yaşta ama farklı şekillerde hep birileri tarafından kandırılıp sonra da bir kenara fırlatılmadık mı?

İşimizde, dostlukta, belki de ailemizde. Kimin umurunda bir başkasının duyguları, hissettikleri veya kandırılması, gözyaşları ya da kalp kırıklıkları. Bütün bir ömür boyu kalan izler. Biraz daha insanca, biraz daha hassas, dürüstçe ve biraz daha yüreklice yaşayabilseydik.

Filmin sonuna doğru emek hırsızlığının ne demek olduğunu net bir şekilde görüyoruz.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Share via
Copy link
Powered by Social Snap